Blog

haber ve duyurular

image

Tüp Bebek Tedavisinin İncelikleri


Tüp Bebek Tedavisi Hangi Hastalara Uygulanır?

Tüp bebek tedavisi ile ilk defa bundan yaklaşık 40 yıl önce tüpleri kapalı bir hastaya uygulanarak sağlıklı gebelik ve doğum elde edilmiştir. Kapalı tüpler için ortaya atılan bu teknik günümüzde infertilitenin hemen her sebebinde uygulanmaya başlamıştır. Daha önce geçirilmiş enfeksiyona veya endometriozise bağlı ciddi tubal faktor, ileri derecede sperm sayısı ve motilite düşüklüğü izlenen erkek faktörü özellikle ilk olarak tüp bebek tedavisini gerektirmektedir. Ayrıca ilerleyen yaş veya açıklanmayan infertilite durumlarında da kullanılması söz konusudur. Diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda da gecikmeden başvurulmaktadır.

Günümüzde ileri yaş olsun olmasın kötü over rezervi olgularıyla sık karşılaşmaktayız. Bu durumlarda geç kalmadan tedaviye başlamalıyız. Bunun yanı sıra genetik bozukluğu olan ya da genetik geçişli bir hastalığı bulunan çocuğa sahip olan çiftlerde de tüp bebek tedavisi giderek artan oranda kullanılmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisinde Güncel Gelişme Var mıdır?

Öncelikle bu tedavilerin yüzde yüz başarılı olmadığını biliyoruz. Diğer tedavi yöntemlerine göre daha iyi sonuçlar aldığımız ortada ama her tedavi edilen çift gebe kalacak anlamına gelmiyor. Çocuğu olmayan ve tüp bebek tedavileri başarısız olan çiftlerin her şeyden önce manevi olarak yıprandığını görüyoruz. Yılar önce başlayan ve tüp bebek tedavilerinde uzun bir süre izlenen yol, yumurta ve spermi laboratuvarda dölleyerek embriyo elde etmek ve annenin rahmine embriyoyu yerleştirmek şeklindeydi. Hala da klasik yöntem olarak devam ediyor. Ancak günümüz teknolojisinde embriyoyu vermeden önce yapılan genetik testlerle daha sağlıklı embriyo transferi mümkün. Böylece, görünüm olarak çok iyi embriyo transfer edilmesine rağmen neden gebelik elde edilemiyor sorusunun cevabı da büyük ölçüde açıklanabiliyor. Yine bir yandan embriyoların genetik taraması yapılırken, tedavi siklusunda transfer etmeyip rahim zarını yeniden hazırlayarak, verilen ilaçların rahim zarı üzerine etkisinden kurtulduktan sonra taraması yapılmış sağlıklı embriyoları transfer ettiğimizde daha yüksek gebelik oranları elde edebiliyoruz.

Bu yöntemleri özellikle hangi olgularda kullanıyorsunuz?

Embriyoya uygulanan genetik testleri iki amaçla kullanıyoruz; bunlardan ilki gebelik başarısının arttırılması amacıyla uygulanıyor ve buna “preimplantasyon genetik tarama testi” olarak adlandırıyoruz. Bu testi özellikle tekrarlayan gebelik kayıpları ve başarısız tüp bebek denemeleri olan hastalarda, ileri anne yaşı, ciddi erkek faktörü ve nedeni açıklanamayan kısırlık olgularında başarıyla kullanıyoruz. Diğer yandan embryoya uygulanan diğer genetik testler tanı testi olup “preimplantasyon genetik tanı” (PGD) olarak adlandırılmakta. Bu test eşlerin genetik geçişli olan hasta bir çocuğu varsa ya da kan testlerinde kromozomal bir bozukluk çıkmışsa uygulanmaktadır. Bu yöntemin en önemli getirisi özellikle akraba evliliklerinde ortaya çıkan ağır zeka ve gelişimsel geriliklerle seyreden genetik hastalıkların daha embiyo aşamasında ayıklanmasını sağlayarak anneyi hastalıklı bir bebeğe gebe kalmaktan, gebeliğin tıbbi sonlandırılması riskinden ve nihayet hastalıklı bir bebek doğurma riskinden korumasıdır.

Bu yöntemlerle ilgili gelişmeler nasıldır?

Kromozom bozukluklarının ya da bilinen genetik hastalıkların teşhisi embriyo henüz laboratuar ortamındayken yapılmaktadır. Embriyo oluştuktan sonra üçüncü gün ya da beşinci günde biyopsi uygulanır ve genetik test yapılır. Preimplantasyon genetik tanı ile ilk defa yaklaşık 28 yıl önce gebelik sağlanmıştır ve o zamandan beri endikasyonları giderek artmıştır. Kromozomlardaki bu bozukluklar önceden sadece sınırlı sayıda kromozoma bakılarak ve FISH tekniği kullanılarak yapılmaktaydı. Daha sonra mikroarray yöntemi kullanılarak bütün kromozomlara bakılabilir hale geldi. En son kullanılan yöntem ise Next Generation Sequencing (NGS) yöntemidir. NGS yöntemi ile embriyoların taranması sonrasında gebeliğin tutunma oranında artma, düşüklerin azalması, sağlıklı bebek sahibi olma oranının arttığı çalışmalarda bildirilmiştir. Bu yeni yöntemin en büyük avantajı ve üstünlüğü sadece anne veya babadan gelen kromozomal bozuklukların saptanması değil ayrıca yumurtanın döllenmesini takiben embryoda sonradan oluşabilecek bozuklukları (mozaiklikler) yakalayabilmesidir.

Kromozomların sayısal ve yapısal bozukluklarını saptamanın yanı sıra kalıtsal tek gen hastalıklarını (kistik fibrozis, talasemi, hemofili, muscular distrofi gibi kas hastalıklarıve diğerleri) tanımlamak için de bu teknolojiyi yaygın olarak kullanmaktayız. Böylece hemen her türlü hastalığı embryo aşamasında tanıyabiliyoruz, hatta ailenin önceden kök hücre nakli gerektiren hasta bir çocuğunun bulunması durumunda ona kök hücre sağlayacak doku uyumlu ve sağlıklı kardeş yapmak amacıyla da bu teknolojiyi kullanabiliyoruz.

Genetik Hastalıklarla İlgili Gelişmeler Nelerdir?

Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde tüm DNA'mızı tarayabilen tüm genom dizileme yöntemi kullanılmaya başlamıştır. Bu tekniği kullanarak giderek artan oranda, belirsiz genetik bozuklukları olan ailelere de yardımcı olunmaya başlanmıştır. Otizmli çocularda %40, zihinsel engelli çocuklarda %60 oranında hastalığa neden olan genetik neden ortaya konulmaktadır. Özellikle genetik problemli bebek doğurmuş olan ancak bebeğe teşhis konulamamış olan ailelerde bu testin önemi büyüktür. Anne, baba ve çocuğa ait DNA'ların karşılaştırılmalı analiz edilmesiyle %70-80 oranında tanı konulabilmektedir. Eşlerin taşıdığı genetik probleme ait sorunlar tespit edildikten sonra sağlıklı çocuklara sahip olmaları için embriyolar aynı genetik sorun yönünden taramadan geçirilerek preimplantasyon genetik tanı yapılmaktadır. Bu yöntemle akraba evliliklerinin yoğun olduğu ailelerde hasta çocuk doğmadan bile belli bir orana kadar çiftlere yardımcı olunabilmektedir. Yeni jenerasyon dizileme yöntemleri bir hücre içerindeki genomun hatalarını (mutasyon) saptamasının yanı sıra delesyon veya dublikasyon dediğimiz genetik materyaldeki kayıp veya artışları da saptayarak eş zamanlı olarak embryonun kromozomal yapısı hakkında da bilgi sağlayabilmektedir. Böylece tüp bebek uygulamalarında en sağlıklı embriyonun seçilmesine olanak sağlamaktadır.


Mustafa Kemal Mah. Dumlupınar Bulvarı Mahall Ankara B Blok No: 274/7 28 Çankaya/ Ankara

T: 0538 983 18 78 • E: nmbozkurt@gmail.com